Güncel Değişiklikler - Ara:

Metin Gür

Forum

Konuk Defteri

.

BiRAiLEDRAMI

BİR AİLE DRAMI

Kibar’la (*) Berlin’de Nokta Terapi Merkezi’nde tanıştık. Terapi gören uyuşturucu bağımlısı gençlerle birlikte. Nokta’da görev vermişler çalışıyor, gençlere yardımcı oluyor. 1977’de 10 ay süreli terapi görmüş. O tarihten bu yana temiz yaşıyor. Filmlere konu olabilecek çok çarpıcı, çok örseleyici bir yaşamı olmuş. Yüreğinden yaralı bir anne!..

Kibar, 1966 İzmir doğumlu. Annesi babası 1972’de işçi olarak Almanya’ya gidince o, yedi yaşına kadar anneannesinin yanında kalıyor. Daha sonra ailesi tarafından Berlin’e getiriliyor. Üç kardeşler, bu en büyüğü. Kendi ifadesine göre onu, ailesi doğru dürüst okutmamış. Anne baba çalıştığı için Kibar, küçük yaşta sorumluluk alarak kardeşlerine bakmış; anne rolü oynamış. “Okumayı çok istiyordum. Öğretmenim de istiyordu okumamı; ama olmadı, kardeşlerimin yükü benim omuzum da idi . 16 yaşında olunca ortaokul 9. sınıftan ayrıldım. Hiçbir sınıfı okuyarak geçmedim. Okuldan ayrılınca annemin çalıştığı temizlik firmasına girdim; 6 ay çalıştıktan sonra ayrıldım” diyor.

Serpilip gelişmeden, eğitimini tamamlayamadan daha çocuk yaşta işçiliğe başlayan Kibar, bir yıl geçici bir işte çalışıyor, bitiminde hemen bir metal firmasına giriyor. Bu iş yerinde evleneceği eşiyle tanışıyor. Eşinin ailesi Kibar’ı oğullarına istiyor; ama iki aile anlaşamayınca Kibar’ın babası”Size kız vermem” diyerek rest çekiyor. Buna karşın evlenme kararından geri adım atmayan Kibar, bir olanağını bulunca damat adayına kaçıyor. Bunu duyunca küplere binen baba tabancasını çekip oğlan tarafının evine gidince, işi tatlıya bağlamak için konu komşu seferber oluyor. Bu olay günlerce sürüyor, duymayan kalmıyor. Kibar “Kaçan kız olarak adım çıkmıştı. Ailemiz lekelenmesin diye babam en sonunda beni vermek zorunda kaldı” diyor. Kibar’ın evliliği işte böyle olaylı başlıyor.

- Kibar, sevdiğin için mi kaçtın?

- Hayır, sevdiğim için kaçmadım, evden kaçtım. Babamın baskısından kaçtım!.. Evlenirsem baskıdan kurtulurum, aylığım bana kalır, diyordum. İstediğimi, canımın çektiğini alırım düşüncesindeydim. Yağmurdan kaçarken doluya yakalandım!.. Çok küçük yaşta anne rolü oynadım. Kardeşlerime bakmak, evin işini yapmak bana çok zor geliyordu. Babamla iyi anlaşamıyordum. Dövmezdi; ama çok küfür ederdi.. Çalışırdım para yüzü görmezdim, aylığım onun kontosuna gelirdi. Babam çok sıkıydı; dışarı çıkmaya izin vermezdi. Annemi severdim. Bizimle bir arkadaş gibiydi; ama çaresizdi, bizi korumaya kalkınca babamdan çok sopa yerdi.

- Olaylı evlenme kararının ardından düğünüz nasıl oldu?

- Ben, düğünümüzün salonda olmasını istiyordum. Bunu annemlere ve eşime söyledim. Kaynanam tarafı buna karşı çıkarak ‘Bizim dinimize yakışmıyor’ dediler. Dini düğünle camide evlendik. Kaynanam namaz kılıyor, oruç tutuyordu; kapalıydı, benim de kapanmamı istiyordu. Kayınbabam bir caminin üyesiydi. Eşim camiye gitmiyordu. O birazda sokakta büyümüş, hapishaneye girip çıkmış.

- Baban içki, sigara içer miydi?

- Alkolikti, 15 yıl içki içti.

- Yasemin, seni buraya kadar getiren uyuşturucu ile tanışman nasıl , ne zaman oldu?

- 24 yaşına kadar ne sigara içtim, ne de içki. İlk çocuğum dünyaya geldi. Beyimin bir şeyler kullandığını hissediyordum; ama o da benden saklıyordu. Evliliğimizden yaklaşık iki yıl sonra esrar içtiğini söyledi, sigara da içiyordu. Bende fazla bir şok etkisi yapmadı; babam da esrar içiyordu. Esrarın bile ne olduğunu o zamana kadar bilmiyordum.

Beyim, çocuk olduktan sonra daha rahat hareket etmeye başladı. Zaman zaman eve gelmiyordu. Çalışıyor bizi aç bırakmıyordu; ama evde de durmuyordu. Bir yıl sonra ikinci çocuğum, kızım oldu. Hem iki çocuğa bakıyordum, hem de işe gidiyordum. Bütün bunlar bana çok geldi. Bana yardım eden kimse yoktu; ne kaynanam yardım ediyordu, ne de annem babam.

Eroini çekince!..

Bir gün dişim ağrıdı. Eşim hastaneye götürmek istedi; ama gitmedim. Ağrı arttı. O ‘Sana bir şey vereceğim; daha benden isteme’ dedi. Jelâtin kağıdının üzerine beyaz bir toz koyup yaktı, tarif ettiği gibi burnuma çektim. Dişimin ağrısı geçti; sanki yeniden dünyaya gelmiş gibi hissetim kendimi. Dertlerimi unuttum. Ertesi günü sabah yataktan kalkınca kusmaya başladım. Kusmak bile bir hoştu, zevk veriyordu. İkinci gün eşimden o verdiğinden istedim, vermedi. Evde eroinin olduğunu biliyordum; ama o burnuma çektiğimin ne olduğunu bilmiyordum. Ondan çalıp kullanmaya başladım. Önce kullanmasını beceremiyordum, bir hafta içinde onu da öğrendim. Eşim, sakladığı yerdeki eroinin eksildiğini görünce benim aldığımı anladı. Onun ne olduğunu anlattı, iyi olmadığını, içersem parasız kalacağımızı söyledi. Kendisinin uzun süre kullandığını, mahvolduğunu itiraf etti.’İçme!’ dedi. Ben onu takmadım, çünkü kullandığım zaman kendimi daha rahat hissediyordum.

İki hafta sonra ilk krizi tanıdım. Eşim, ben kullanıyorum diye, evde sakladığı eroinin yeri değiştirmiş. Aradım, bulamayınca onun eve gelmesini bekledim. Gelince her tarafımın ağrıdığını söyledim. Çok kızdı ‘krize girecek kadar içiyordun da bana niye söylemedin’ diyerek beni dövdü. Yalvardı yakardı ‘Yapma, etme’ dedi. Ben, bana da vereceksin diye üzerine üzerine gidiyordum. Dayanamayarak veriyordu; ama ağlıyordu, kafasını duvarlara vuruyordu ‘Ben yandım sen yanma’ diyordu. Çok karşıydı. Bir süre sonra beraber içmeye başladık. Ben kullandıkça o kızıyordu. Bağımlılığımız ilerledikçe, aldığımız eroin miktarı arttıkça çocuklara bakamaz olduk.

Çocuklar yalınız kaldı.

Para yetmiyordu. Çünkü her defasında aldığımız doz yükseliyordu. Eşim eroin satmaya başladı. Aradan birkaç ay geçmeden yakalandı, hapse düştü. Bu girişinde, cezası ertelenince üç ay yatıp çıktı. Ama ne yazık ki işini kaybetmişti. Evlilik yaşamımız karmakarışık oldu; ne ben onu dinliyordum, ne de o beni dinliyordu. Bomboş bir yaşam başlamıştı. Bizde bir şeylerin olduğunu hem eşimin ailesi fark etti, hem de benim ailem. Kayınım Bremen kentinde oturuyordu. Kurtuluruz diye oraya taşındık, birlikte iki katlı bir ev tuttuk. Ben orada uyuşturucuyu bırakmayı başardım, çocuklarla ilgilenmeye başladım; ama eşim başaramadı. Ben düzeldikçe o kötüye gidiyordu. Ben de bağımlı olduğum için onu öyle çekmek zor geliyordu. Krizi ilaç kullanarak atlatmıştım.

İçme, diye eşime saldırmaya başladım. Bu defa da o ‘Beraber içelim’ diyordu. Bir yıl direndikten sonra yeniden içmeye başladım; çünkü o yanımda içiyordu. Dayanamadım, çocuklarımı alıp Berlin’e kaçtım. Üç ay annemlerde kaldım. Olmadı, onlara yük oluyordum; kadınları koruma yurduna (heim) sığınmak zorunda kaldım. Zaten Sosyal Daire’den aldığımız parayla geçiniyorduk. Yurtta bir odamız vardı. Çaresizdim, bunalımdaydım. Beyim geldi bizi buldu. Ben ona yasak koymamıştım. O da yanımızda kaldı. Çocukların babası olduğu için bir defa deneriz, dedim. Ben yine başladım onunla beraber uyuşturucu kullanmaya.

Her şeyimizi kaybetmiştik. Neredeyse çocuklarımız elimizden gidecekti. Bakamaz duruma gelmiştik. Eşimin kardeşleri çocukları istediler vermedik. Bir gün Berlin’de gezerken, bizi takip eden amcaları çocukları yanımdan alıp kaçırdılar. Polise haber verdik bir şey yapamadılar; ‘Amcalarıdır, görebilir’ dediler. Çocuklar gittikten sonra kendimi daha çok dağıttım. Sadece eroin içmiyordum; içki, hap kokain gibi ne bulursam kullanıyordum. Yaşamaya önem vermiyordum. Ben böyle olmasaydım, çocuklarım da böyle olmazdı, diyerek acı çekiyordum!..

Kendimi satmak bana çok zor geliyordu!

Yaşamdan bezmiştim; evlilik yaşamım çökmüştü, ailemden ilişkim kesilmişti, çocuklarım gitmişti, çevrem kalmamıştı, sığınacak, dertleşecek kimsem yoktu!.. O duruma gelmiştim ki, eşim beni tanıyamaz olmuştu. Yapılmayacak şeyleri yapıyordum; kumar oynuyordum, oyun salonlarına gidiyordum.

- Kibar, geçmişini dinlerken duygulanıyorum, üzülüyorum; ama açık konuşmalarından da bir çok okuyucunun etkileneceğini, ders çıkarabileceğini düşündüğüm için de seviniyorum. Böyle yaşamaya devam ettiğin sıralarda nerede yatıp kalkıyordun? Başın sokacak bir göz odan var mıydı?

- Yok yok!.. Evsizlerin günlük yattıkları yerlerde yatıyordum. Örneğin, istasyonlarda, sokaklarda kalıyordum, üşüyordum. Benim için ölüm daha iyi bir çözümdü. Param yoktu. 65 yaşında bir Alman adamla tanıştım. Adam zengindi, her şeyimi karşılıyordu. Onunla bir süre yaşadım. Bana günlük harçlık olarak 300 – 400 mark veriyordu. Adam çok iyiydi. Elimden tuttu, Benimle evlenmek istiyordu; ama sıkıntıya gelemiyordum. ‘Bırak’ diyordu, dinlemiyordum. Onun yanından kaçtım, kaçınca kendimi satmak zorunda kaldım. Çünkü paraya ihtiyacım vardı. Bu işi yapmak bana çok zor geliyordu. O işi yapabilmek ve biriyle yatabilmek için o kadar hap kullanıyordum ki, kendimi kaybediyordum.

Bir gece sokağın birinde dikilip müşteri beklerken babam çıktı karşıma. Beni arıyormuş. Şok oldum!.. O araba ile gelmişti. Yer altı tramvayına kaçtım arkamdan gelemedi. O gece çok ağladım, çaresizdim.Ölmek istiyordum. Hastaneye düştüm midemi yıkadılar, kriz istasyonuna yatırdılar. Üç dört saat kaldım, dayanamadım kaçtım.

Devamlı sokaklardaydım. Yarı tok, yarı aç geziyordum. Lokantaların önünden geçerken ben de oturup yemek yemek istiyordum; ama ona verecek parayı uyuşturucuya vermek zorundaydım. Her zaman param olmuyordu. Hırsızlık yapmaya, içki çalıp satmaya başladım. Akşamları sokakta müşteri bekliyordum. Polis kovalıyordu, onlar gidince yine gidip dikiliyordum.

Kibar’ın altı yıl süren uyuşturucu yaşamının üç yılı sokakta geçiyor. Bu süre içinde dört kez intihara teşebbüs ediyor, ölümden döndüğü anlar oluyor. Ailesi düşüyor peşine, Berlin’de aramadıkları yer kalmıyor. Onu evsizlerin sığındıkları bir barınakta buluyorlar. “Annemi çok severim. Beni görünce ağlamasına dayanamadım. Babam, bana hiçbir şey yapmayacağına söz verdi, hastaneye yatırıp kurtaracağını söyledi. Beni aldılar, eve döndüm.Evde rahattım; ama onların yanında kendimi yabancı hissediyordum. 45 kiloya düşmüştüm. İki günde bir kardeşimle doktora gidip ilacımı alıyordum. Doktor, böyle giderse üç ay içinde ölebileceğimi söyledi. Hastaneye yatırdılar. Ailem beni yalnız bırakmadı. Tedavi beş hafta sürdü vücudumdan uyuşturucu temizlendi. Hastaneden çıkınca üç gün sonra yine uyuşturucu almaya başladım. Evden kaçtım, ailem beni bularak tekrar eve götürdü. Yine hastaneye yattım. Tam bu sırada, uyuşturucu danışma merkezine gitmem için bir genç aracı oldu” diyor.

Kibar, kendini düzene koymaya, çocuklarını kazanmaya çalışıyor. Ailesiyle ilişkisi düzelmiş. Yaptıklarından utanç duyduğu için babasıyla ilişkiye geçemediğini söylüyor.Eşinden ayrılmış. Ne sevdiği var, ne de evlenmeyi düşünüyor. Kendisinin, böyle yaşamasına neden olan suçlunun kim olduğunu sorunca: “Kimsenin suçu yok, suçun çoğu bende. Güçlü biri olsaydım bu duruma gelmezdim. Kimse beni zorlamadı” diyor.

(*) Ad takma.

Düzenle - Geçmiş - Yazdır - Güncel Değişiklikler - Ara
Sayfa en son 08/05/2006 saat 22:12 tarihinde değiştirildi